Kalp Yetmezliği Hastaları Egzersiz Yapabilir Mi?
Durumu stabil olan birçok kalp yetmezliği hastası doktor kontrolünde egzersiz yapabilir. Düzenli ve kişiye uygun fiziksel aktivite; egzersiz kapasitesinin artmasına, nefes darlığı ve yorgunluk gibi yakınmaların azalmasına, kasların güçlenmesine ve günlük yaşamın daha rahat sürdürülmesine yardımcı olabilir.
Ancak kalp yetmezliği olan her hasta için aynı egzersiz programı uygun değildir. Kalbin pompalama gücü, hastalığın evresi, kişinin yaşı, eşlik eden hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve mevcut şikâyetleri birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle egzersize başlamadan önce kardiyoloji uzmanına danışılmalı; egzersizin türü, süresi ve yoğunluğu kişiye özel belirlenmelidir.
Özellikle yakın zamanda kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye yatmış, dinlenme sırasında nefes darlığı yaşayan, bacaklarındaki şişlik artan veya kısa sürede belirgin kilo alan hastalar kontrol edilmeden egzersize başlamamalıdır. Göğüs ağrısı, bayılma, şiddetli çarpıntı ya da alışılmadık düzeyde nefes darlığı geliştiğinde ise egzersiz hemen bırakılmalı ve tıbbi yardım alınmalıdır.
Kısacası kalp yetmezliği, hastanın tamamen hareketsiz kalması gerektiği anlamına gelmez. Aksine, doğru hasta seçimi ve uygun planlamayla egzersiz tedavinin önemli bir parçası olabilir. Amerikan Kalp Derneği de kalp yetmezliğinde egzersiz tedavisinin uygun hastalarda güvenli olabileceğini ve yaşam kalitesini destekleyebileceğini belirtmektedir.
Egzersizin Kalp Yetmezliği Hastalarına Faydaları
Kalp yetmezliği olan kişiler, nefes darlığı veya çabuk yorulma korkusuyla günlük hareketlerini azaltabilir. Ancak uzun süre hareketsiz kalmak kasların zayıflamasına, efor kapasitesinin düşmesine ve kişinin günlük işlerde daha fazla zorlanmasına neden olabilir. Hastanın durumuna uygun olarak planlanan düzenli egzersiz ise bu döngünün kırılmasına yardımcı olur.
Kalp yetmezliği hastalarında egzersizin sağlayabileceği başlıca faydalar şunlardır:
- Yürüme ve merdiven çıkma gibi günlük aktiviteleri kolaylaştırabilir.
- Efor sırasında oluşan nefes darlığı ve yorgunluğun azalmasına yardımcı olabilir.
- Kol ve bacak kaslarını güçlendirebilir.
- Vücudun oksijeni daha verimli kullanmasını destekleyebilir.
- Egzersiz kapasitesini ve dayanıklılığı artırabilir.
- Uyku kalitesini ve ruh hâlini iyileştirebilir.
- Kaygı, hareketsizlik korkusu ve sosyal izolasyonun azalmasına katkı sağlayabilir.
- Kişinin günlük yaşamda bağımsızlığını korumasına yardımcı olabilir.
- Yaşam kalitesini yükseltebilir.
Egzersizin amacı kalbi zorlamak veya hastayı kısa sürede yüksek performansa ulaştırmak değildir. Temel hedef, vücudun güvenli sınırlar içinde hareket etmeye yeniden alışmasını sağlamak ve günlük yaşam kapasitesini kademeli olarak artırmaktır. Faydaların görülebilmesi için egzersizin düzenli, kontrollü ve hastanın sağlık durumuna uygun olması gerekir.
Egzersize Başlamadan Önce Hangi Kontroller Yapılmalıdır?
Kalp yetmezliği hastaları egzersize başlamadan önce kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, egzersizin hasta için güvenli olup olmadığını belirlemek ve uygun programı oluşturmak amacıyla yapılır.
Kontrol sırasında hastanın nefes darlığı, çabuk yorulma, göğüs ağrısı, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma ve bacaklarda şişlik gibi şikâyetleri sorgulanır. Tansiyon, nabız, vücut ağırlığı ve kalp ritmi değerlendirilir. Ayrıca kullanılan ilaçlar ve kalp pili ya da ICD gibi cihazların bulunup bulunmadığı dikkate alınır.
Hastanın durumuna göre aşağıdaki incelemelerden yararlanılabilir:
- Elektrokardiyografi (EKG)
- Ekokardiyografi
- Efor testi
- Kardiyopulmoner egzersiz testi
- Holter ile ritim takibi
- Kan tetkikleri
- Akciğer ve dolaşım sistemine yönelik ek değerlendirmeler
Her hastanın bu testlerin tamamını yaptırması gerekmez. Gerekli incelemeler hastalığın evresine, belirtilere ve planlanan egzersizin yoğunluğuna göre belirlenir.
Değerlendirme sonrasında hastaya güvenli kalp hızı aralığı, egzersizin süresi ve yoğunluğu hakkında bilgi verilebilir. Kalp hızını etkileyen beta bloker gibi ilaçları kullanan kişilerde yalnızca nabız değerine göre hareket etmek yanıltıcı olabilir. Bu nedenle hastanın egzersiz sırasında kendisini ne kadar zorlanmış hissettiği ve konuşmakta zorlanıp zorlanmadığı da dikkate alınmalıdır.
Yakın zamanda kalp yetmezliği atağı geçiren, hastaneden yeni taburcu olan veya şikâyetlerinde artış bulunan kişilerin egzersiz programına kendi başına başlamaması gerekir. Bu hastalarda öncelikle tedavi düzenlenmeli ve klinik durumun yeniden stabil hâle gelmesi beklenmelidir.
Egzersiz Sırasında Hangi Belirtilere Dikkat Edilmelidir?
Kalp yetmezliği hastaları egzersiz sırasında vücutlarının verdiği sinyalleri takip etmelidir. Hafif terleme, solunumun kontrollü biçimde hızlanması ve kaslarda hafif yorgunluk normal kabul edilebilir. Ancak hastanın alışık olmadığı veya giderek şiddetlenen belirtiler egzersizin fazla yoğun olduğunu ya da kalple ilgili bir sorun geliştiğini gösterebilir.
Aşağıdaki belirtilerden biri ortaya çıkarsa egzersiz hemen durdurulmalıdır:
- Göğüste ağrı, baskı, sıkışma veya yanma
- Beklenenden fazla ya da ani başlayan nefes darlığı
- Baş dönmesi, sersemlik veya bayılacak gibi olma
- Bayılma
- Şiddetli veya düzensiz çarpıntı
- Soğuk terleme
- Bulantı veya kusma
- Olağan dışı güçsüzlük ve aşırı yorgunluk
- Kollara, sırta, boyna veya çeneye yayılan ağrı
- Dudaklarda veya parmaklarda morarma
- Egzersiz bırakıldığı hâlde düzelmeyen yakınmalar
Göğüs ağrısı, bayılma veya şiddetli nefes darlığı gibi ciddi belirtilerde acil tıbbi yardım istenmelidir. Hasta bu durumda egzersize kendi başına yeniden başlamamalıdır.
Egzersiz sonrasında belirtilerin ne kadar sürede düzeldiği de önemlidir. Nefes ve nabız makul bir dinlenme süresinin ardından normale dönmüyor, yorgunluk saatlerce devam ediyor veya hasta ertesi gün günlük işlerini yapmakta zorlanıyorsa program fazla yoğun olabilir. Bir sonraki egzersizin süresi ve temposu azaltılmalı, tekrarlayan şikâyetler doktora bildirilmelidir.
Kalp yetmezliği hastalarının egzersiz öncesi ve sonrasında nasıl hissettiklerini not etmesi yararlı olabilir. Egzersizin süresi, aktivite türü, zorlanma düzeyi ve ortaya çıkan belirtiler kaydedildiğinde kişiye en uygun programın düzenlenmesi kolaylaşır.
